
Beş yıl önce, ilerleyen saatlere rağmen hala sıcak olan havanın da etkisiyle çekiciliğini önemli ölçüde yitiren uykunun davetini reddederek Mtv’nin ” Alternative Nation ” kuşağını izlediğim bir yaz gecesinde gördüm Ane Brun’u… 30′lu yılların müzikallerini andıran bir videoda, sonradan adının Ron Sexsmith olduğunu öğrendiğim üzgün bakışlı bir adam ile dönen bir masanın etrafına oturmuşlar, ” Song No:6 ” adında şeker pembesi bir şarkı söylüyorlardı. Sesini ve naif görüntüsünü ayrı ayrı sevmiştim Ane’nin.
O gece yaptığım tüm keşifler içinde bana ” daha fazlasını nasıl bulabilirim? ” dedirten tek kişi Ane idi. Nette onu ararken, ” Şimdi ne yapacağım?… Sana bir şişe şarap ağladım. ” dediği ” My Lover Will Go ” yu buldum önce. Sevdiğinin gideceğini bilmenin verdiği acıyı mükemmelen notalaştıran bu şarkıda kendini çok güzel tarif ediyordu, ” I’m just too romantic ” derken.
Duygularını ifade edişindeki gücünden ve müziğiyle ifade ettiği benliğine çok yakışan görüntüsünden ziyadesiyle etkilendiğim Ane’nin 10 Mart doğumlu bir Balık Burcu kadını olduğunu öğrenmem de bu sıralarda oldu. Böylece burçdaşlarıma gayrı ihtiyari olarak duyduğum sevgiden de bol kepçe sunmaya başladım kendisine.
Müzik tarihinin değeri bilinmemiş hazinelerinden olan ” Humming One of Your Songs ” un videosu ise, kendisinin gönlümdeki VIP salonuna daimi giriş kartı almasına neden oldu. Morgda yatarken vücudundan yayılan müzikle, çevresindeki zombi bilim adamlarını duygulandıran ölmüş bir müzisyeni oynuyordu bu videoda. Ane’nin en duygusallığa vize vermeyen kalplere bile sızan müziği ve sesi düşünüldüğünde, kesinlikle harika bir metafor olmuştu bu. Şarkı ise, defalarca dinlenecek ve çoğu kez gözlerin vanalarını açacak güzellikteydi.
Kendi şarkıları kadar, yorumladığı eserlere de benzersiz esanslar katan bir gücü vardı Ane’nin. Çocukluğumun şarkısı ” Stop ” ı ondan ve gitarından dinleyince, benim için apayrı bir yere taşındı. 80′li yılların deli kızı Cyndi Lauper, True Colors’da ” Gerçek renklerini göstermekten korkma ” demişti. Ama bunu Ane söylediğinde, kulağıma küpe oldu. Dünya dışı varlık, sanat güneşi Björk’ün ” Joga ” sını ise, onun önünde, onun bile gözlerini nemlendiren bir güzellikte seslendirdi. Sesinin değdiği her şarkı kanatlanıyordu.
Yakın arkadaşlarımı hedef alan ve hepimizin denediği ” dur sana bi şarkı dinleteyim, bayılacaksın ” türü girişimlerimin her zaman zaferle sonuçlanan bir numaralı öznesidir Ane Brun. Müzik zevki ne olursa olsun, dinleyip etkilenmeyen bir tek arkadaşım olmadı. Böylelikle halaybaşı olmaktan mutluluk duyduğum ve bir gün onu canlı izleme/dinleme hayalini kuran küçük ama değerli bir azınlık oluştu.
Bugün bu yazı ile mutlulukla belirtiyorum ki, 25 Kasım tarihinde, İKSV salonunu bu melankolik İskandinav prensesinin şarkıları dolduracak. O güne kadar onun şarkılarından birini mırıldanmaya devam…
(Kaynak:http://anebrun.com/2011/06/21/ane-brun-to-istanbul/)
